FATURA BEDELİNİN ÇEK YA DA BANKA ARACILIĞIYLA ÖDENMİŞ OLMASI BELGENİN GEÇERLİ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ



DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU 24.3.2000 tarihli E. 1999/377 K. 2000/118 sayılı kararında fatura bedelinin çek ya da banka aracılığıyla ödenmiş olması olmasının söz konuş belgelerin geçerli olduğu anlamına gelmeyeceğini, olayın gerçek araştırılması gerektiğine hükmetti.

Yükümlü şirketin bir kısım emtia alışlarını yanıltıcı faturalarla belgelendirerek haksız katma değer vergisi indirimi yaptığı görüşüyle Nisan.... Haziran, Ağustos, Aralık 1993 dönemleri için adına kaçakçılık cezalı katma değer vergisi salınmıştır. Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen İstanbul Vergi Mahkemesi kararıyla tarhiyatı kaldırılmıştır. Söz konusu kararı Vergi Dairesi Müdürlüğü temyiz etmiştir. Danıştay On birinci Dairesi;” Yükümlü şirketle ilgili dönemlerde ….. satmış görünen kişi ve kuruluşların mal varlıklarının olmadığı, cüzi miktardaki sermayelerine karşın milyarlara varan emtia alım ve satımı gerçekleştirdikleri, banka hesapları, nakil vasıtaları ve depolarının bulunmadığı, işçi çalıştırmadıkları, bir kısmının vergi inceleme elemanınca alınan ifadelerinde komisyon karşılığında fatura düzenlediklerini belirtmeleri üzerine elde ettikleri komisyon gelirini beyan etmediklerinden haklarında gelir ve katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı ve bazılarının uzlaşmaya vardıkları, tüm bu bilgilerin değerlendirmesinden, anılan kişi ve kuruluşlar tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir emtia teslimine dayanamadığı, dolayısıyla sözü edilen faturalarda gösterilen katma değer vergisinin ödenmediği halde indirim konusu yapıldığı sonucuna varıldığı, inceleme raporu ve eki tutanakta Ocak, Şubat ve Temmuz 1992 dönemlerinde defterlerine kaydedildiği halde, katma değer vergisi beyannamesine dahil edilemeyen bir kısım hasılatın bulunduğu, bu hususun yükümlü şirketçe kabul edilmesine karşın mahkemece matrahın bu kısmına ilişkin hüküm tesis edilemediği” gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Vergi Mahkemesi;” Dosyadaki belgelerden, sevk irsaliyelerinin bulunduğu ve ödemelerin tamamının çek, nakit ve virman yoluyla yapıldığı, bu durumda, davacının fatura karşılığı aldığı emtia için ödediği katma değer vergisinin tedarikçi firmalar tarafından Hazineye intikal ettirilmesinden sorumlu tutulamayacağı, mükellefin ticari ilişkide bulunduğu kişilerin vergi ödevlerini yerine getirip getirmedikleri konusunda kontrol yetkilerinin de bulunmadığı, bu itibarla, davacının taraf olduğu alım satım işleminden önceki aşamada ziya uğratılan vergiler davacı şirketi ilzam etmeyeceğinden, başkaca bir inceleme yapılmaksızın yapılan tarhiyatta Yasa’ya uygunluk görülmediği, yükümlü şirketin, Ocak, Şubat ve Temmuz 1992 dönmelerine ilişkin olarak katma değer vergisi matrahlarını eksik beyan ettiği saptanmış ise de, katma değer vergisi indirimlerinin dikkate alınması halinde bu dönemler için tarhiyata konu vergi kalmadığının anlaşıldığı” gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir. Direnme kararı vergi dairesi müdürlüğünce temyiz edilmiştir.

Danıştay Vergi Daireleri Kurulu; “Faturaların biçimsel kurallara uygun olması, borsada tescil yapılması, çek düzenlenmesi gibi işlemler faturalarda gösterilen emtianın gerçekte faturanın düzenleyicisi görünen kimselerden alındığını kanıtlamaya yeterli değildir. Yükümlünün fatura aldığı kişi ve firmalar hakkında yapılan tespitlerden bunların gerçekte tacir olmadığı, ihtiyaç duyanlara belli bir bedel karşılığı fatura verdikleri sonucuna ulaşıldığında yükümlü adına yapılan tarhiyatın kaldırılması yolundaki direnme kararında Yasa’ya uygunluk görülmemiştir. Ancak vergi mahkemesince verilecek karada, ihtilaflı dönemde tedarikçi firma olan …. Şirketi adına salınan katma değer vergisine karşı açılan davada İstanbul... Vergi Mahkemesince verilen kararı ile bu kararın temyizi üzerine Danıştay On birinci Dairesince verilen kararın, yükümlü adına yapılan tarhiyatta mükerrer vergilendirmeye neden olup olmadığı hususunun da dikkate alınması gerekmektedir. “gerekçesiyle temyiz isteminin kabulüne karar vermiştir. 



İndir