FESHEDİLEN DERNEĞİN VERGİ BORCU İÇİN KANUNİ TEMSİLCİ ALEYHİNE ÖDEME EMRİ DÜZENLENEMEZ



Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu 26.09.2012 gün, 2012/168 E. 2012/322 K. sayılı kararı ile feshedilen dernek aleyhine kamu alacağının tahsili için kanuni temsilciye ödeme emri düzenlenemeyeceğine hükmetmiştir.
Danıştay 9. Daire, “… Derneğinin 30.04.2005 tarihinde yapılan genel kurulunda feshine karar verildiği ve tasfiyesinin yapıldığının belirtildiği, dernek adına yapılan cezalı tarhiyata ilişkin takdir komisyonu kararlarının 08.07.2005 tarihli, vergi ceza ihbarnamelerinin ise 22.07.2005 tarihli olduğu dikkate alındığında borçlu derneğin tasfiyesi tamamlanıp hukuk aleminden kalktıktan sonra adına vergileme yapıldığı sonucunun ortaya çıktığı, bu durumda; tüzel kişiliği sona eren derneğe ait olup, söz konusu dernekten tahsil olanağının bulunmadığı ileri sürülen vergi borcunun tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde ve bunun iptali istemiyle açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararında isabet görülmediği” gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Manisa Vergi Mahkemesi’nin kararda direnmesi üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu: “213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10'uncu maddesinin birinci fıkrasında, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında, birinci fıkrada yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, son fıkrasında ise tüzelkişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
Kanuni temsilcilerin ödevini ve bu ödevlerin yerine getirilmemesi halinde sorumluluklarını düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10'uncu maddesi uyarınca kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için öncelikle asıl borçlu tüzel kişilik adına hukuka uygun olarak yapılmış bir vergilendirme bulunması, bu vergilendirmenin kesinleşmesi ve tüzel kişiden usulüne uygun şekilde aranmasına karşın borcun tamamı veya bir kısmının tahsil edilememiş olması gerekmektedir. Bu sorumluluk tüzel kişiliğin tasfiyeye girmesi ya da tasfiye edilmesi halinde tasfiyeden önceki dönemlere ait olan vergilendirmeler açısından devam etmekle birlikte, tasfiyesi tamamlandıktan sonra yapılacak vergilendirmeleri ise; tasfiyesi tamamlanarak hukuk aleminden kalkan tüzel kişilik adına vergilendirme yapılamaması nedeniyle kapsamamaktadır.
Dosyada bulunan belgelerden, davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği vergi borçlarının asıl borçlusu olan … Derneğinin … tarihinde yapılan genel kurulunda feshine karar verildiği ve … tarihinde düzenlenen tutanak ile fesih işlemlerinin tamamlandığı anlaşılmaktadır.
Ödeme emirlerine konu borçların ait olduğu dönemlere ilişkin katma değer vergisi beyannamelerinin yasal süresinde verilmemesi nedeniyle takdire sevki üzerine 08.07.2005 tarihli takdir komisyonu kararlarına dayanılarak dernek adına yapılan cezalı tarhiyatı bildiren 22.07.2005 tarihli vergi ceza ihbarnamelerinin 27.03.2006 tarihinde dernek başkanı olan davacıya tebliğ edildiği dikkate alındığında borçlu derneğin tasfiyesi tamamlanıp hukuk aleminden kalktıktan sonra adına vergileme yapıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır.
Bu durumda; tüzel kişiliği sona eren dernek adına yapılan vergilendirmeye dayalı kamu alacağının dernekten tahsil olanağının bulunmadığı ileri sürülerek kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesinde ve düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ısrar kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.”
gerekçesiyle ısrar kararını bozmuştur.

İndir