KAMU ALACAĞINI TEMİNATA ALMAK MAKSATLI YAPILAN İHTİYATİ HACİZ VE TAHAKKUK İŞLEMLERİ HUKUKA UYGUNDUR



Danıştay 4. Daire 28.03.2002 gün, 2001/2154 E., 2002/1377 K., sayılı kararı ile; kamu alacağının teminat altına alınması maksadıyla yapılan ihtiyati haciz ve tahakkuk işlemlerinin hukuka uygun olduğuna hükmetti.

Vergi Mahkemesi’nin “... somut olayda, ... ile ... ve ... adi ortaklığının gerek resmi gerekse gayri resmi kurdukları şirketler vasıtasıyla hazineyi zarara uğrattıkları gerekçesiyle, ilk tespitlere göre belirlenen amme alacağının güvence altına alınması için, davacı şirketteki hisseleri oranındaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz uygulanmış ise de, 6183 sayılı Yasa'nın, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk ile ilgili düzenlemelerine göre, bu işlemlerin ancak vergi zıyaına kasten sebep olan mükellefler hakkında uygulanabileceği, davacı hakkında alınmış bir ihtiyati haciz ya da ihtiyati tahakkuk kararı olmadığı, öte yandan, ... ile ... için tesis edilen ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri üzerine kesinleşen amme alacakları için adı geçen şahıslar hakkında kesin haciz uygulanması gerektiğinden ihtiyati haciz işleminin iptaline karar vermiştir. Davalı idare, uygulanan ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

İhtiyati haciz ve ihtiyati tahakkukla ilgili düzenlemeler 6183 sayılı Yasanın 13 ila 20. maddelerinde yer almış olup amaç kamu alacağının korunması, güvence altına alınmasıdır. İhtiyati haciz işleminin uygulanabilmesi için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344. maddesinde sayılan durumlara ilişkin bir kamu alacağının salınması yolunda gereken işlemlere başlanılmış olması yeterlidir…” kararını 6183 sayılı Kanunun 13 ve 17 inci maddelerindeki koşullara uygun bulunan ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk kararları üzerine davacı şirketteki hisseleri oranında hak ve alacaklarına uygulanan ihtiyati haciz işleminde yasaya aykırı değildir gerekçesiyle temyiz edilmiş ve Danıştay 4. Daire’nin davaya ilişkin gerekçesi;

“…Vergi Tekniği Raporunda ... konuyla ilgili açıklamalarında, holding görüntüsü altında bir yapılanmaya giderek gerçekte ...'e ve kendisine ait olan ancak üçüncü kişiler adına ... Holding Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi ve bunlar dışında çok sayıda şirket kurdukları, bu şirketlerin ortağı ve yöneticisi olarak görülen kişilerin tamamının ... ile olan ortaklık bünyesinde ücret ile çalışan kişilerden veya çeşitli vesilelerle irtibatlı oldukları bir kaç kişiden oluştuğu, zaman içerisinde kurulan bu şirketlerin ortak yönetici yapıları, unvan ve adresleri gibi konularda Vergi Dairelerinin tespitleri, işlem hacimleri, incelemede olup olmamaları gibi durumları göz önünde tutularak değişiklikler yaptıkları, davacı şirketle ilgili olarak ise, Plan Grubu olarak adlandırdıkları Üniteler grubunda yer alan söz konusu şirketleri kurdukları, imalat ve ihracat faaliyetleri yanında, Depocular vasıtasıyla yapılan ihracat işlemlerinde uygulanılan fatura sirkülasyonuna dahil edildiği ayrıca ortaklığın yaptığı fason işler için ortaklık dışı şirketlere fatura düzenlediği şeklinde ifadesi olduğu ve vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin bu ifadeyle doğrulandığı görülmektedir.

Bu durumda, ... ve ... ile ... adi ortaklığı tarafından kurulan ve bu şahısların gizli ortak olduğu davacı şirket hakkında, anılan şahısların vergi borçları için bir tedbir olarak tesis edilen ve 6183 sayılı Kanunun 13 ve 17 inci maddelerindeki koşullara uygun bulunan ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk kararları üzerine davacı şirketteki hisseleri oranında hak ve alacaklarına uygulanan ihtiyati haciz işleminde yasaya aykırılık görülmediğinden aksi yönde verilen mahkeme kararında isabet bulunmamaktadır…” 

İndir