MÜNFESİH ŞİRKETLER ALEYHİNE VERGİ TAHAKKUKU YAPILAMAZ



Danıştay 9. Daire 3.11.2010 gün, 2008/6803 E., 2010/5846 K. sayılı kararı ile adı ticaret sicilinden silinmiş şirketin hak ve borç ehliyeti bulunmadığından bahisle münfesih şirket aleyhine vergi tarh ve ceza kesme işlemleri yapılamaz olduğuna hükmetti.

Vergi Mahkemesi “Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2004 yılı kanuni defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle, 2004/Ocak-Haziran, Ağustos, Ekim, Kasım, Aralık dönemlerine ilişkin olarak re’sen salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2004/Aralık dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının terkini istemiyle açılan davayı; olayda, davacı şirketin tasfiyeye girdiği ve tasfiyesinin tamamlanarak 07.02.2007 tarihinde ticaret sicilinden kaydının silindiği, bu itibarla, tüzel kişiliği sona eren ve hukuken mevcut olmayan davacı şirketin haklara sahip olması ve borçlu kılınmasının mümkün olmadığı, hukuk aleminde varolmayan şirket adına tesis edilen işlemlerin herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan işlemlerin ise herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmeyeceği, bu hukuki durum karşısında feshedilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin temsilinin ya da şirket adına dava açılmasının da mümkün olamayacağı” gerekçesiyle münfesih olmuş şirket adına dava açılamayacağına ve davanın ehliyet yönünden reddi kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay 9. Daire “Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin 13.12.2005 tarihli ortaklar kurulu kararıyla tasfiye sürecine girdiği ve 07.02.2007 tarihinde tasfiyenin tamamlanarak ticaret sicilinden kaydının silindiği; bundan sonra, davacı şirket adına 2004 yılına ilişkin vergi ve cezaların tahsili amacıyla 09.10.2007 tarihinde düzenlenen ihbarnamelerin 02.11.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve tasfiye memuru tarafından imzalanan dava dilekçesi ile şirket adına dava açıldığı anlaşılmıştır.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişilikleri, ticaret sicilinden silinmeleriyle sona erer. Olayda, adına ihbarname düzenlenen şirket tüzel kişiliği de ticaret sicilinden silindiği 07.02.2007 tarihinde sona ermiş bulunmaktadır. Bu tarihten sonra, adı geçen şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması mümkün değildir. Bunun sonucu olarak, münfesih şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri ile ihbarname düzenlenmesi mümkün olmadığından dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu durumda, dava konusu ihbarnamelerin iptaline karar verilmesi gerekirken davayı ehliyet yönünden reddeden mahkeme kararında isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle Vergi Mahkemesinin kararının bozulmasına oyçokluğu ile karar verildi.” gerekçesi ile Vergi Mahkemesi kararını bozmuştur.



İndir