SAHTE BELGEYE DAYALI KOD UYGULAMASININ HUKUKİ DAYANAĞI YOKTUR



Danıştay 4. Daire, 14.01.2008 gün, 2007/4095 E., 2008/1 K. sayılı kararı ile sahte belgeye dayalı kod uygulamasının hukuki dayanağı olmayacağına hükmetti.

 “… Anayasanın Çalışma ve Sözleşme Hürriyetini düzenleyen 48. maddesinin 2. fıkrasında, devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı, " Çalışma Hakkı ve Ödevi" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasın­da, devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştir­mek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önleme­ye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için ge­rekli tedbirleri alacağı hükmüne yer verilmiş, "Vergi Ödevi" başlığını taşıyan 73. maddesinin 3. fıkrasında da, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerinin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilmiştir.

Bu düzenlemelere göre devletin çalışma hayatına ilişkin düzenlemeleri yapması ve buna dair tedbirleri alması bir görev iken, çalışma, çalışanlar açı­sından bir hak ve ödevdir. Gerek bu alanda yapılacak düzenlemelerin, gerek çalışma hayatının bir sonucu olan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlü­lüklerle ilgili düzenlemelerin yasa ile yapılması ise zorunludur. Dayanağını Anayasaya uygun olarak çıkarılmış olan bu Kanunlardan almayan düzenleme­lerle bir takım hak ve yükümlülükler getirilemez. Bu suretle çalışma barışının sağlanması yanında, özel teşebbüslerin güvenlik ve kararlılık içinde çalışması da temin edilmiş olur.

Davacı mal ve hizmet alımlarıyla ilgili olarak aldığı ve kayıtlarına yansıttı­ğı faturaları düzenleyen kişi hakkındaki tespitlerden hareketle "Haklarında Rapor Bulunmamakla Birlikte Sahte ve Muhteviyatı itibarıyla Yanıltıcı Belge Kullandığı veya Düzenlediği Konusunda Tespit Bulunanlar" listesine alınmış ise de; gerek davalı idarenin, gerek bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamla­rın mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir düzenleme bulunmadığı gibi, Anayasa 'da buna izin veren bir hüküm yer al­mamaktadır. Bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırma, vergi barışını bozucu etki yaratacağı gibi, Anayasa'da güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine de aykırılık teşkil eder. Dolayısıyla, yasal da­yanağı olmadan, hukuka aykırı biçimde idarenin kendi içerisinde oluşturdu­ğu bir sınıflandırma ile davacının hakkında olumsuzluk tespit edilen mükel­lefler listesi olarak adlandırılan listede yer alması kesin ve yürütülmesi zorun­lu bir işlem olup davanın esasının incelenmesi gerekirken...”



İndir